Tag spor hekimliği

SPOR HEKİMLİĞİ NEDİR?

Spor Hekimliğinin Tanımı

Spor hekimliği, her düzeyde egzersiz ve fiziksel aktiviteye katılıma bağlı olarak ortaya çıkan yaralanmalar ve sağlık sorunlarının tanısı, tedavisi, önlenmesi ve rahabilitasyonu ile uğraşan, fiziksel olarak aktif bir yaşam biçimini topluma benimsetmeye çaba göstererek halk sağlığını korumaya çalışan çok disiplinli bir klinik (bazı ülkelerde yan dal) uzmanlık (ve aynı zamanda akademik çalışma) alanıdır.

(Avrupa Spor Hekimliği Dernekleri Federasyonu-EFSMA)

Giriş

Geçtiğimiz yüzyıl içerisinde Avrupa ve Dünya ülkelerinde fiziksel etkinliklere katılımı arttırmaya yönelik olarak ulusal ölçekte proje ve programlar devreye girdi. Dolayısıyla, spor hekimliğine olan ihtiyaç da belirgin olarak arttı.

Spor hekimliği, çoğu zaman düşünüldüğü gibi, sadece elit düzeydeki sporcuların değil, aynı zamanda rekreasyonel olarak aktif olan bireylerin de spora katılımdan kaynaklanan sorunlarının tanı, tedavi, sportif rehabilitasyon ve yaralanmalardan korunma konularını kapsayan geniş bir ilgi alanını kapsadığından, çoğu zaman tanımının yapılmasında ve kapsamının tam olarak belirlenmesinde zorluk çekilen bir tıp disiplinidir.

Sporcular ve aktif bireyler, kas-iskelet sistemi sorunlarından çevresel etkilerin streslerine, kardiyak olanlardan dermatolojik sorunlara, endokrinolojik konulardan psikolojik olanlara uzanan geniş bir yelpazede ve spora özgü olan bilgi ve deneyime ihtiyaç duyarlar. Yasal ve etik konular da (örneğin doping) sporcuyla çalışan hekimlere özel bir sorumluluk yükleyen bu karmaşık tabloya eklenir.

Kronik hastalıklardan korunma konusu son yıllarda büyük öneme sahip olan bir çalışma alanı olarak karşımıza çıkıyor ve bu noktanın spor hekimliğinin günlük yaşam kalitesinin arttırılmasına etkisiyle toplumun her bireyine en anlamlı katkısının olduğu düşünülebilir. Bu çerçevede, sadece spor yaralanmaları ve tedavisi değil, aynı zamanda egzersiz fizyolojisi de spor hekimliğinin en temel ilgi ve çalışma alanlarından birisidir.

Bu yazının amacı, tarihsel süreç içinde spor hekimliğinin dünyada ve Türkiye’de gelişimi ve süreç içinde diğer tıp alanları ile ilişkisinin ele alınmasıdır.

Tarihçe

Tıbbın gelişimi, insan sağlığı açısından duyulan ihtiyaçlara bağlı olarak, dünya üzerindeki toplulukların kültürel özelliklerine uygun şekilde ve farklı coğrafyalarda değişik süreçler izledi. Temel tıp uygulamaları binlerce yıl öncesinde, ilkel dönemlerde, geleneksel yöntemler olarak ortaya çıktı ve zamanla bazı uygarlıklarda kurumlaşmıştı.

• Imhotep (M.Ö. 2667-2600)
“Ye, iç ve mutlu yaşa. Yarın öleceğiz.”

M.Ö. 2980 yıllarında Eski Mısır’da yaşayan Imhotep (antik tıbbın babası olarak da anılır) Men-Nefer (Memphis) kentinde bir tapınak hastane kurdu. Edwin Smith papirüslerinin yazarı olduğu inanılan Imhotep, 90 kadar anatomik terim ve 48 yaralanma tanımı bıraktı.

Daha sonraları, Hipokrat’ın da içinde olduğu, birçok eski Yunan hekiminin bu tapınak hastaneyi ziyaret ettiği ve bir süre eğitim gördüğü belirtiliyor. Eski Yunan’da sağlık (tıp) tanrısı olan Asklepios’un Mısır kaynaklı İmhotep olduğu ve onun adına tapınaklar ve hastaneler inşa edildiği biliniyor.

•Hipokrat (M.Ö. 460-370)
“İnsanlara yeterli besin verir ve hareket etmelerini
sağlarsak sağlıklı yaşamalarının yolunu öğretmiş
oluruz.”

Modern tıbbın babası kabul edilen Hipokrat, Kos Adası’nda doğdu. Gözleme dayalı olarak geliştirdiği yöntemlerle, tıbbın bir bilim dalı olmasının temellerini attı. Hastalıkların bedene ait bir nedene dayalı olduğunu ve tıpta temel ilkenin “öncelikle hastaya zarar vermemek” olması gerektiğini savundu. Tıp ve egzersiz ele alınacak olursa, Hipokrat’ın öğretmenlerinden birisi olan Herodikus’un tedavi edici egzersizlerden bahsettiği biliniyor.

Hipokrat’ın antik Olimpiyat Oyunlarına katılan sporcuların güçlenmesinde peynir yemelerine yönelik önerileri de beslenme ve performans ilişkisinin gözlemlendiğini düşündürüyor. Şüphesiz peynirin protein içerdiğinin bilinmediği o dönemde bu bilgi önemli bir gözleme dayanıyor.

•Sushruta (yaklaşık M.Ö. 700 – M.Ö. 600)
Bu dönemde çok iyi tanınmayan bir başka isim daha bulunuyor: Sushruta. Miken uygarlığı henüz gelişmeden bugünkü Hindistan’da yaşadı ve hareketin sağlığın korunmasındaki öneminden el yazılarında bahseden ilk önemli isimlerdendir.

Batı dünyasının iyi bildiği ve eserleriyle, yazılarıyla günümüze ulaşan değerli bilim adamlarının tanımladıklarının dışında, Doğu kültürlerinin de, spor ve tıp açısından önemli olan ve bugün de uygulanan yöntemleri bulunuyor. Örneğin, günümüzde Batı’da da ilgi çeken, Tai-Chi Yuan özellikle Çin’de günlük yaşamın bir parçası olarak uygulanıyor ve çeşitli hastalıklardan korunmada önemli katkılarının olduğu bilimsel çalışmalarla saptanmıştır.

•Claudius Galen (129-210)
“Nefesi hızlandırmayan hareketler egzersiz sayılmaz.”

Eski Yunan’da, antrenman yapan sporculara günümüz antrenman bilgisindeki “periyodizasyon” benzeri programlı çalışmaların (tetrad = dört yıllık döngüler) yaptırıldığı kayıtlardan anlaşılıyor.

M.S. 2. yüzyılda Bergama Krallığında yaşayan Galen, aristokrat bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi, iyi bir eğitim aldı ve Anadolu’yu dolaşarak hastalıkların iyileştirilmesinde ve yara bakımında bitkisel ilaçların kullanımı hakkında bilgiler topladı ve uyguladı. İzmir, Girit, Çukurova, Kıbrıs ve İskenderiye’de çeşitli tıp okullarını ziyaret etti ve eğitim aldı. Bergama’ya dönüşünde gladyatörlerin doktoru olarak atanan Galen’in spor hekimlerinin babası olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Daha sonra Roma’ya gitti ve bu kez sedanter olarak yaşayan Romalıları gözleyerek hareket eksikliğine bağlı hastalıklardan bahsetti. Sedanter yaşayanlar için bir çeşit tedavi yaklaşımı içeren küçük sağlık topuyla egzersizler hakkındaki yazıları spor hekimliğinin günümüzdeki önemli uygulamalarından birisi olan kronik hastalıklardan korunmanın ilk örneği olarak kabul edilebilir.

• İbn-i Sina (Avicenna, 980-1037)
Modern tıbbın, Hipokrat ve Galen ile birlikte, üç temel direğinden birisi olarak kabul edilen İbn-i Sina, Buhara’da doğdu ve 4 ciltlik büyük eseri olan El-Kanun Fit Tıb adlı çalışmasında sağlığın korunmasıyla (hijyen) ilgili bölümlerde hareketlerin/egzersizlerin önemine işaret etti.

Tıp alanındaki gelişmeler 14. ve 15. yüzyıllarda rönesans ve reform hareketleri ile ivme kazandı ve günümüze ulaştı. İsimleri daha az bilinmekleberaber, günümüzde sporcuların performanslarına katkı sağlayan veya genel olarak sağlığın korunmasında egzersizlerin önemini ele alan çalışmalara zemin oluşturan araştırmalar yapan, yöntemler geliştiren birçok araştırıcının da bulunduğunu unutmamak gerekir.

• Hieronymus Mercuriale (1530-1606)

• Bernardino Ramazzini (1633-1714)

• August Bier (1861-1949)

• Arlie V.Bock (1888-1984)

Modern Spor Hekimliği

Geçtiğimiz yüzyılın başında, günümüz modern spor hekimliğinin kurumlaşmasına ilişkin ilk hareket 1911 yılında Almanya, Dresden’de bir “birim” kurulmasıyla başladı. Uluslararası Hijyen Kongresi’nde “Dresden Spor Laboratuarı” olarak anılan yapılanma katılımcılara tanıtıldı. Almanya’nın paramiliter genç kuşağının sportif etkinliklere daha yoğun biçimde katılmasıyla ortaya çıkan ihtiyaca cevap verecek nitelikteki bu çalışmayı 1912 yılında Oberhof’ta düzenlenen ilk bilimsel kongre “Fiziksel Egzersizler ve Sporun Bilimsel Olarak Araştırılması Kongresi” izledi. Ardından bu çalışmaları ele alacak bir komite “Reichskomitee zur wissenschaftlichen Erforschung des Sports und der Leibesübungen“ kuruldu. Bu Komite 1924’te Alman Spor Doktorları Birliği’ne dönüştü. Bu arada, “spor hekimi” (sportarzt) teriminin ilk kez Almanya’da 1913 yılında Dr. A.Mallwitz tarafından kullanıldığını görmekteyiz.

1919 yılında Dr.August Bier Berlin’de Egzersiz ve Spor Bilimleri Akademisi’ni kurdu ve Almanya’da (belki de dünyada) ilk spor hekimliği kurslarını düzenledi. Spor hekimliğinde kurulan ilk ulusal derneklerden Hollanda’yı (1921) İsviçre (1922) izledi. 1924 yılında ise Fransız Spor Hekimliği Derneği bu alandaki ilk derginin basılmasına öncülük etti. En eski ulusal spor hekimliği yapılanmalarından birisi de 1929 yılında kurulan İtalyan Spor Hekimliği Federasyonu’dur.

1928 yılında İsviçre’in St.Moritz kentinde düzenlenen 2. Kış Olimpiyat Oyunları sırasında 11 ülkeden 33 hekim Uluslararası Spor Hekimliği Birliği’ni (Association International Medico Sportive-AIMS) kurdular ve bu Örgüt 1934 yılında Uluslararası Spor Hekimliği Federasyonu (International Sports Medicine Federation-FIMS) adını aldı. FIMS başlangıçta daha çok Avrupa ülkelerinin temsilcilerinden oluşuyordu. Daha sonra Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) FIMS’i “sporcuların tıbbi bakımlarında ve spor ve egzersizlerin tıbbi ve biyolojik etkilerinin araştırılmasında” yetkili bir kuruluş olarak tanıdı. Bu gelişmelerin ardından FIMS Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve 1960 yılında da Uluslararası Spor ve Beden Eğitimi Konseyi (International Council of Sports and Physical Education-ICSPE) tarafından tanındı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında spor hekimliğindeki kurumlaşmalardan birisi, Avrupa’daki gelişmeleri yakından izleyen Amerikan akademik çevrelerinin Amerikan Spor Hekimliği Koleji’ni kurmalarıdır (1954).

Ulusal ölçekteki yapılanmalar gözden geçirildiğinde, Polonya’da spor hekimliği ile ilgili hekimlerin 1937 yılında düzenlenen ilk ulusal kongrelerinde dernekleştiği ve bunu Finlandiya’da 1939 yılında spor hekimliği derneği kuruluşunun izlediği anlaşılıyor.  2.Dünya Savaşı sonrasında, 1945 yılında, o zamanki adıyla, Çekoslavakya’da dünyanın en eski üniversitelerinden Prag’daki Charles Üniversitesi’nde Dr.Jiri Kral tarafından ilk akademik yapılanma olan “Spor Hekimliği Enstitüsü” kuruldu. Aslında çok yıllar önce yine bir Çek araştırmacı olan J.E.Purkyne (1850) tarafından bedensel çalışmanın insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri aynı üniversitede çalışıldı, kardiyak ritm telemetrik olarak ilk kez izlendi ve egzersiz sırasında kardiyolojik gözlemler gerçekleştirildi. Bu çalışmalar, spor hekimliğinde bir Orta Avrupa geleneğini olduğunu gösteriyor.

Egzersiz fizolojisinin önemli çalışma alanlarından olan kassal yorgunluk konusunu ilk ele alan araştırmacılardan birisi İtalyan Angelo Mosso’dur. 1958 yılında, İtalya’nın Milano kentinde, Prof. Margaria tarafından spor hekimliği uzmanlığı veren bir enstitü kuruldu. Egzersiz fizyolojisinin önemli isimlerinden Margaria, kendi adıyla anılan bir test geliştirdi. Spor hekimliğinin en güçlü temsilcilerinden olan İtalya, 1950 yılında spora katılım öncesi lisans muayenelerini yasal olarak sağlık sistemi içerisine yerleştirdi. Tarama niteliğindeki bu muayeneler katılınan spor dalına özgü olarak değişiklikler gösterebiliyor. İtalya’da 1982’de yarışma sporlarına, 1983’te yarışma dışı aktivitelere, 1993’te engelliler spor müsabakalarına ve 1995’te profesyonel spor dallarına katılım için gerekli sağlık kriterleri belirlendi. Örnek olarak; yarışma sporlarına katılacak olanlardan detaylı bir sağlık öyküsü alınıyor, fizik muayeneleri yapılıyor, idrar ve kan analizlerinin dışında dinlenik ve eforlu elektrokardiyografileri çekiliyor, ekokardiyogram ve solunum fonksiyon testleri yapılıyor.

Egzersiz Fizyolojisi ve Spor Hekimliği İlişkisi

Avrupa Kıtasındaki Gelişmeler

1800’lü yılların sonuna kadar spor ve bilim kavramları yan yana düşünülmüyordu. O dönemlerde spora olan ilginin artmasına karşın buna paralel olarak performansın yükseltilmesi yönünde bir bilimsel çaba görülmüyordu. Bununla birlikte, 1870’lerden sonra İngiliz fizyologların Alman ve Fransız meslektaşlarından esinlenerek “bilimsel antrenman” terminolojisini kullanmaya başladıkları görüldü. Ancak bu yaklaşım daha çok kişisel gözlemlere dayanıyordu. Bu yaklaşımın en güzel örneklerinden birisi
R.J.Lee’nin “Egzersiz ve Antrenman: Sağlık Üzerine Etkiler (Londra,1873)” isimli eserinde görülüyor ve kendisinden bir asır önce bu konuya değinen yazıların
çok daha ötesindedir. Lee “sağlığın korunmasında ve hastalıkların engellenmesinde” egzersizin önemini vurguladı ve antrenmanın bir bilimsel problem olarak fizyologlar tarafından ele alınmasının ihmale uğradığını belirtti.

Almanya’da performans fizyolojisinin babası sayılan Nathan Zuntz sporcuların biyolojisine ait hemen hemen tüm başlıkları (dolaşım, solunum, enerji metabolizması, beslenme, kassal çalışma ve yükseltide çalışma) 1880’li yılların sonuna doğru ele aldı ve yayımladı. 1899’da Nathan Zuntz’un oğlu Leo Zuntz ilk kez bisikletle ilgili olarak enerji metabolizmasını ele alan bir kitap yayımladı. Egzersiz fizyolojisinde yukarıda anılan birikimlere dayanan ve bir dönüm noktası oluşturan en önemli çalışma 1922’de (Otto-Meyerhoff ile birlikte) kendisine Nobel Ödülü kazandıran kas fizyoloğu Archibald Vivian Hill tarafından gerçekleştirildi. Bu araştırmayla kas içinde karbonhidratların yıkımı sonrası laktik asit oluşumu ve ortaya çıkan ısı açıklanabildi.

Spor bilimlerinin de önemli bir disiplini olan egzersiz fizyolojisinin ilk kez fizyologlar ve hekimler tarafından ele alınmış olması dikkat çeken önemli bir noktadır. Öte yandan aynı tarihlerde, spor bilimlerinde başka meslek ve ilgi alanlarının da ön plana çıkmaya başladığı görülüyor. Örneğin biyomekanikle ilgili ilk çalışmalar “kronofotografi” ile başladı ve Fransız fizyolog Etienne-Jules Marey (1830-1904) ile çağdaşı olan fotoğrafçı Edward Muybridge insan hareketini sekanslar halinde görüntüleyebildiler. 1900 Olimpiyat Oyunlarında bu yöntemle şampiyonların teknikleri daha detaylı olarak analiz edilebildi. Günümüzde yüksek hızlı kameralar ve bilgisayar ortamında yazılımlarla elde edilen çubuk adamlar Marey’in ilk çalışmalarına dayanıyor.

Tekrar fizyolojik çalışmalara dönecek olursak, egzersiz fizyolojisindeki önemli başlıklardan birisi oksijen tüketimidir ve hareket sırasında ilk gaz analizi geliştirme çalışmaları 1790’lı yıllara kadar geri gidiyor. Ergometrelerle ilgili çalışmalar ise 19. ve 20. yüzyıllarda hızlandı. İlk olarak bilimsel kriterlere uygun bir ergospirometre ise 1950’lerde yapıldı.

Avrupa’da egzersiz fizyolojisi alanına en önemli katkı sağlayan isimlerden olan August Krogh (1874-1949) Danimarkalıdır. Christian Bohr ile çalışmıştır. 1904’te oksijen dissosiasyonunu tanımlamışlar, 1906 da oksijenin alveollerdeki kapillerlerden pasif diffüzyonunu göstermişlerdir. Daha sonra Krogh, Johannes Linhard ile İskandinavya’da egzersiz fizyolojisi çalıştı ve bisiklet ergometresi ile egzersizlerin vücut kompozisyonuna etkisini inceledi. Kasların egzersizde öncelikle yağları kullandığını gösterdi ve 1920’de egzersizde kas kan akımı çalışmasıyla Nobel ödülü kazandı.

Amerika Kıtasındaki Gelişmeler

Amerika Birleşik Devletleri’nde, Avrupa’ya paralel olarak, 1855 yılında egzersiz fizyolojisiyle ilgili ilk kez bir makale yayımlandı (Byford, W.H. On the physiology of exercise. Am J Med Sci. 30:32-42, 1855). Ardından 1888’de ilk kez bir egzersiz fizyolojisi kitabı basıldı. 1890’da ilk egzersiz fizyolojisi laboratuvarı George W. Fitz tarafından kuruldu. Dudley A. Sargent (1849-1924) Harvard Üniversitesi Hemenway Gymnasium Direktörü (1879-1919) olarak görev yaptığı sıralarda, kuvvet ve antropometrik ölçüm sistemleri geliştirdi. Bu ölçümlere dayalı olarak bireysel çalışma programları çıkardı. Sargent Jump Test (= dikey sıçrama testi) bu araştırmacının buluşudur.

R. Tait McKenzie, Sargent ile çalıştı ve egzersiz-sağlık ilişkisi konusunda güçlü düşünceler öne sürdü. Atwater ve Bryant (1900) Harvard ve Yale Üniversitelerinde çalıştılar ve egzersiz yapanlar için %15.6 yağ, %40.7 protein ve %44.2 karbonhidrat oranlarında (toplam 4085 Kcal/gün) bir diyet geliştirdiler.

1896’da Modern Olimpiyat Oyunlarının başlamasıyla performans ve buna paralel olarak antrenman ve egzersiz fizyolojisi konularına ilgi arttı. Harvard Üniversitesi’nde İşletme Okuluna bağlı bir Yorgunluk Laboratuvarı 1927’de kuruldu. Birçok kişi ABD’de egzersiz fizyolojisinin başlangıcını bu laboratuvar olarak kabul ediyor.

Direktör David Bruce Dill özellikle çevresel koşulların egzersiz performansına etkileri konularını ele alan çalışmalar yaptı. Yükselti ve sıcak ortamlarla ilgili araştırmalar bu laboratvuarın temel ilgi alanlarından oldu. Dill’in kendisi, zorlu ve hoş olmayan denemelerde denek olarak çalışmalarda yer aldı (örneğin çölde köpekle yürüme gibi). Harvard Yorgunluk Laboratuarı 1947’de kapandı. 1948’de American Fizyoloji Derneği (APS) bir yayın organı olan dergiyi çıkarmaya başladı. Krebs ve Lipmann Krebs Döngüsü ve Koenzim A konusundaki çalışmalarıyla 1953 yılında Nobel Ödülünü aldılar.

National Athletic Trainers Association (NATA) 1950, American College of Sports Medicine (ACSM) 1954’te kuruldu. Kurucuları arasında bulunan Ernst Jokl,
A.V.Hill’den etkilendi ve egzersiz yapanların sağlıklı olmalarının ardındaki nedenlerin araştırılması ve bilginin yaygınlaştırılması düşüncesi bu kuruluşta önemli rol oynadı. ACSM’nin “Medicine and Science in Sports and Exercise” isimli yayın organı 1969 yılında basılmaya başlandı.

ABD’deki önemli gelişmelerden birisi de 1955 yılında Eisenhower’in ABD Başkanına bağlı (President’s Council on Youth Fitness) bir çalışma grubunu kurmasıdır. ABD’de, 1956 da Hellenbrandt ve Houtz kuvvet gelişimi ve aşırı yüklenme ilişkisini tanımladılar. Bruno Balke 1970’lerde ACSM sertifikasyon programlarını (Egzersiz Fizyolojisi) başlattı ve ardından 1980’de American Association of Health, Physical Education, Recreation and Dance (AAHPERD) kuruldu.

AAHPERD “performance testing” ve “fitness testing” farkını ortaya koydu ve farklı grupların farklı ihtiyaçlarını tanımladılar. Böylece vücut kompozisyonu, kardiyovasküler fitness, esneklik / kuvvet tanım ve kavramları belirginleşti. 1980’lerin başına kadar çok iyi tanınmayan kadınların egzersize fizyolojik cevapları ortaya çıktıktan ve bir risk olmadığı anlaşıldıktan sonra 1984’te ilk kez bir maraton yarışında 3000 kadına koşu izni verildi.

Türkiye’de Sporcu Sağlığı Alanındaki Gelişmeler ve Spor Hekimliği

Selim Sırrı TARCAN

Ülkemizde spora ilk bilimsel yaklaşım geçtiğimiz yüzyılın başında, 1908’de, Meşrutiyetin kabulüyle, Sivil Okullar Beden Eğitimi genel müfetişi olan Selim Sırrı Tarcan ile oldu. Selim Sırrı 1908’de İsveç, 1909’da Danimarka, 1910’da Almanya’da düzenlenen beden eğitimi kongrelerine katıldı ve 1912 yılında İsveç’te Olimpiyat Oyunlarını izledi. Olimpiyatlar sonrasında yazdığı “Spor” adlı kitapta Osmanlı Devleti’nin spora gösterdiği üvey evlat muamelesini eleştirdi.

Dr. Sırrı ALIÇLI

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı kurucuları Ali Sami Yen ve Burhan Felek gibi yöneticiler, 1924 Paris Olimpiyatlarına hazırlanırken, sporcuların muayeneleri için askeri kuruluşlardan yardım istediklerinde bu görev Dr. Sırrı Alıçlı’ya verildi. Kendisinin sporda gerekli koşullarla ilgili bilgisinin olmadığını açıklaması üzerine çeşitli bilimsel yayınların getirtilmesi yoluna gidildi.

Dr. Sırrı Alıçlı ve Sağlık Kurulu

1938’de 3530 sayılı yasa ile Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne bağlı olarak kurulan Sağlık Dairesi Başkanlığı sırasında Alıçlı yapmak istediklerinde çoğunlukla destek bulamadı. 1939 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından basılan bir çeviri kitabın spor hekimliği çalışmalarına ışık tuttuğunu görüyoruz (Spor Hekimi Muayenesi, Yazan: Prof. Dr. Friedr.H.Lorentz, çeviren : Dr.Ferit Gürsan).

Dr. Raşit Serdengeçti (1903-1979)

Dr. Raşit SERDENGEÇTİ

Alıçlı’dan sonra bu kurumun başına spor hekimliği için gerçekten unutulmaz bir isim, Dr. Raşit Serdengeçti geldi. 1947, 1948 ve 1949 yıllarında art arda spor hekimliği kursları düzenlendi. Serdengeçti 1950’de Ankara’da toplanan Spor Şurasında spor hekimliği konusunda yapılması gerekenleri kısa ve uzun vadede olmak üzere ikiye ayırdı, ancak önerileri yeterince dikkate alınmadı. Serdengeçti’nin Gazi Eğitim Enstitüsü öğrencileri için hazırladığı “Beden Eğitimi ve Spor Fizyolojisi” ve “Spor Hekimliği” adlı eser SSYB’ nın yayınları arasındadır.

Dr. Necati AKGÜN

Serdengeçti’nin kurslarına katılan hekimlerden olan Dr. Necati Akgün’ün “Spor Fizyolojisi ve Sağlık El Bilgisi Kitabı” 1954’te yayınladığı eser Maarif Vekaleti’nin öğretmen kitapları serisindendir. 1964 yılında Raşit Serdengeçti’nin birikimine dayanan, biraz da spor hekimliğindeki uğraşısına rağmen karşılığını göremediği bu olgunun etraflı incelemesini “Spor Hekimliği Nedir, Ne İçindir ve Nasıl Teşkilatlanmalıdır?” adlı kitapta görüyoruz.

Prof.Dr. Necati Akgün (1922-2017)

Dr.Necati Akgün’ün Dr. Serdengeçti’nin düzenlediği spor hekimliği kursuna ait katılım belgesi.

Spor Hekimleri Dernekleri

Bu tarihlerde birbirinden ayrı çalışmalar yürüten İstanbul, İzmir ve Ankara’daki Spor Hekimleri Dernekleri 1965’te birleşip Federasyon haline geldi. Aynı yıl FIMS üyesi olan Federasyon 1971 yılında, İzmir’de düzenlenecek olan Akdeniz Oyunların’da görev alacak hekimlerin eğitimi için, Spor Hekimliği Temel Kursu düzenlendi. Bu arada, Türkiye’de ilk doping analizlerinin de aynı yıl yapıldığını belirtmek gerekir.

Dünyanın o tarihlerde en iyi bilinen, 1972 yılındaki Münih Olimpiyat Oyunlarında kullanılacak olan, Köln Doping Analiz Laboratuarı Başkanı Manfred Donike’nin yanında çalışan ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Kürsüsü Başkanı olan Prof.Dr. Sermet Erlaçin bu analizleri yapmak üzere görevlendirildi.

Prof.Dr. Orhan Ertem

Prof.Dr. Veli Lök

Federasyon 1966 yılında Türkiye Spor Hekimleri Derneği’ne dönüştü. Kurucu üyeler arasında Necati Akgün, Burhanettin Türker, Hamit Özgönül ve Ömer Yiğitbaşı ilk akla gelen isimlerdir. Türkiye Spor Hekimliği Derneği 1966 yılından beri yılda 4 sayı olmak üzere sürekli bir dergi çıkarıyor. 1973 yılında S. S. Y. B. uzmanlık tüzüğünde yayımlandığı üzere Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde spor hekimliğinde uzmanlık Prof.Dr. Veli Lök verecek “Türkiye’nin İlk Spor Hekimliği Enstitüsü” Prof. Dr. Necati Akgün’ün çabası ile kuruldu. Kürsünün kuruluşunda Veli Lök, Fikret Cüreklibatur ve Sermet Akgün en çok katkıda bulunan isimlerdir.

Bir başka araştırmacı, daha önce İtalya ve Almanya’da çalışmalarda bulunan, Fikret Durusoy 1971-1981 yılları arasında Hacettepe Üniversitesinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksek Okulunda Sporcu Sağlığı ve Kardiyak Rehabilitasyon Ünitesi kurdu ve bu konuya destek oldu. Türkiye Spor Hekimleri Derneği sırasıyla 1981 yılında İzmir’de Balkan Spor Hekimliği, 1986’de ilk Ulusal Spor Hekimliği, 2009’da Antalya’da 7.Avrupa (EFSMA) ve 2016’da Slovenya’da 34. Dünya (FIMS) Spor Hekimliği Kongrelerini düzenlendi.

Prof.Dr. Fikret Durusoy

Üniversiteler ve Hastanelerde Spor Hekimliği

İstanbul’da sporcu sağlığına olan ihtiyaçlar çerçevesinde, 1960’lı yılların başında Çapa Tıp Fakültesinde Dr. Münir Ahmet Sarpyener ile çalışmaya başlayan Dr. Selahattin Akel sayabileceğimiz önemli bir isimdir.1969’da İstanbul’da Mithatpaşa Stadı altında bir sporcu sağlığı merkezinin kurulmasında büyük çaba gösterdi. Ege Üniversitesi’nin ardından Gülhane Askeri Tıp Akademisi, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi, Ankara, Uludağ, Hacettepe, Süleyman Demirel, Erciyes Üniversitesi, Dokuz Eylül, Selçuk, Bezm-i Alem ve Van Yüzüncü Yıl Üniversiteleri Tıp Fakültelerinde spor hekimliği anabilim dalları kuruldu.

Sporcu sağlığı hizmetlerini kapsayan konular 1938’deki 3530 sayılı Beden Terbiyesi Teşkilatı ile ilgili yasadan hemen sonra, 1941’de 4047 sayılı yasada ek olarak belirlenmiş bulunuyordu. İlk beş yıllık planda spor sağlığı konusunda önlem ya da öneri yok iken daha sonrakilerde bu konu her zaman ele alındı. 1973 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı Çalışma Komisyonları genelgesi uyarınca sporcu sağlığı hakkında bir rapor hazırlanmış olduğu görüyoruz. Devlet Planlama Teşkilatı’nın 5. Beş Yıllık Kalkınma Planı Hazırlık Çalışmaları Spor Sektörü Raporu’nda geçmiş dönemlerin eleştirisi yapılıyor ve yeni dönem için yine özel ihtisas komisyonları kurulması görüşüne yer veriliyor. 2005 yılında Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde spor hekimliği birimleri kurulmaya başlandı. 2020 yılı itibarıyla 30 ilimizde 125 kadar spor hekimliği uzmanı çalışmalarını yürütüyor.

Spor hekimliği, ülkemizde gelişimini sürdüren, uluslararası platformda önemli bir yere sahip olan, multidisipliner çalışmalar yapan tıpta uzmanlık dallarındandır.

Kaynaklar

1. Garrison F.H. An introduction to the history of medicine, 4th.edition. W.B.Saunders, Philadeplphia, 1929 : 17-105

2. Appelboom T, Rouffin C, Fierens E. Sport and medicine in ancient Greece Am J Sports Med. 1988 Nov-Dec;16(6):594-6.

3. Ergen E., Roots of Sports Medicine. 263. Arch Med Deporte 2014;31(4): 263-267

4. Buchanan WW. Bernardino Ramazzini (1633-1714) physician of tradesmen, and possibly one of the “fathers” of sports medicine. Clin Rheumatol. 1991 Jun;10(2): 136-7.

5. Peltier LF.The classic. Geronimo Mercuriali (1530-1606) and the first illustrated book on sports medicine. Clin Orthop. 1985 Sep;(198): 21-4.

6. Krüger, Michael: History of sports medicine in Germany: some preliminary reflections on a complex research project.In: Historical Social Research 40 (2015), 4, pp. 331-349

7. Tittel K. and Wesseling J. 75 Years FIMS, Druckhaus GmbH, Germany 2005

8. Novotny V. 50 years’ of the Institute of Sports Medicine at the Charles University Medical School on the 650th anniversary of its founding Sb Lek. 1999;100(2):139-54.

9. Reynolds L A, Tansey E M. (eds) (2009) The Development of Sports Medicine in Twentieth-century Britain.Wellcome Witnesses to Twentieth Century Medicine, vol. 36. London: Wellcome Trust Centre for the History of Medicine at UCL.

10. Hollmann W, Prinz JP. Ergospirometry and its history. Sports Med. 1997 Feb;23(2):93-105.

11. Popovic B.L, Sports Medicine : A historical perspective with special reference to Eastern Europe, Aspetar Sports Medicine Journal, Volume 4, Issue 3p. 574-581

DOKÜMANLAR
Bu makaleyi aşağıdaki linkten PDF dokümanı olarak indirebilirsiniz.
Read More
ETİKET BULUTU
adet algılanan yorgunluk ani ölüm antrenman artroskopi ayak bileği ağrı ağırlık aşil tendonu Aşırı kullanım yaralanmaları bağışıklık bel ağrısı beslenme beslenme stratejileri bilişsel bisiklet ergometresi burkulma bırakma carpal tünel sendromu cinsiyete özgü yaralanma COVID-19 dayanıklılık antrenmanı dehidrasyon dirsek disk diyet diz diz yaralanması doku dışsal motivasyon egzersiz hazırlık hedef belirleme heyecan imgeleme immobilizasyon iyileşme içsel motivasyon jet-lag kadın sporcu kalp büyümesi kalça eklemi kas kas yaralanması kasık ağrısı kaybetme kaygı kemik kilo kilo kaybı klinik bulgu kontrol koruma korunma Koşucu yaralanmaları kronik kronik tendinit kıkırdak Mediyal tibial stres sendromu menisküs motivasyon muayene nefes odaklanma olimpik olimpiyat omurga omuz osteitis pubis performans performans hedefi performans kaybı PRP psikolojik rehabilitasyon rehabilitasyon risk risk faktörleri sakatlık sosyal medya spor sporcu sporcu fıtığı sporcu kalbi sporcularda seyahat spor hekimliği spor yaralanmaları stres stres kırığı Stres yaralanmaları sürantrene sürantrenman süreklilik sürüş pozisyonu sıcak sıvı kaybı tanı taper antrenmanı tedavi tekrarlayan tenisçi dirseği transfer etkisi turist ishali yaralanma yarışmacı yol haritası yorgunluk yoğun egzersiz yönetim yöntem zihinsel zihinsel hazırlık önlemler ön çapraz bağ